Randevu Al →
Miras Hukuku · Av. Özgür Atlı

Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptal ve Tescil Davası

09 Mart 2026  ·  6 dk okuma  ·  🔄 Güncellendi: 25 Mayıs 2026

Muris Muvazaası Nedir?

Miras bırakan kişinin, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapuda satış gibi gösterdiği ancak gerçekte bağış niteliği taşıyan taşınmaz devirlerine hukukumuzda muris muvazaası adı verilmektedir. Halk arasında mirastan mal kaçırma olarak da bilinen bu durum, görünüşteki işlem ile gerçek iradenin birbirinden farklı olması nedeniyle hukuken geçersiz sayılmaktadır. Hukuki dayanağını 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi oluşturmaktadır.

Muvazaanın Unsurları

Bir işlemin muris muvazaası sayılabilmesi için üç temel unsurun bir arada bulunması gerekmektedir. Birincisi görünüşteki işlemdir: taraflar arasında tapuda resmi bir satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılmış olmalıdır. İkincisi muvazaa anlaşmasıdır: taraflar bu işlemin gerçek bir sonuç doğurmayacağı konusunda zımni veya açık biçimde anlaşmışlardır. Üçüncüsü gizli işlemdir: tarafların gerçek iradesi bağışlamadır; ancak taşınmaz bağışı kanunun öngördüğü resmi şekle uyulmadan yapıldığından bu gizli işlem de geçersizdir. Sonuç olarak her iki işlem de hükümsüz kalmakta, taşınmazın tescili yolsuz hale gelmektedir.

Kimler Dava Açabilir?

Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre saklı pay sahibi olsun ya da olmasın, miras hakkı zedelenen tüm yasal ve atanmış mirasçılar bu davayı açabilir. Her mirasçı diğerlerinden bağımsız olarak dava açabilir; tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi zorunlu değildir. Buna karşılık mirası reddedenler, miras hakkından feragat edenler ve mirasçılıktan çıkarılanlar bu davayı açamaz. Davanın açılabilmesi için miras bırakanın ölmüş olması şarttır; miras bırakan hayattayken bu yola başvurulamaz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli mahkeme HMK madde 2 uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise dava konusu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir; bu kural kesin yetki niteliği taşır. Taşınmazın bulunduğu yer dışında dava açılması yetki itirazına ve ciddi usul sorunlarına yol açar. Birden fazla taşınmaza ilişkin dava açılacaksa taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili kabul edilmektedir.

Zamanaşımı Var Mı?

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Muvazaalı işlem başından itibaren geçersiz olduğundan bu geçersizlik her zaman ileri sürülebilir. Mirasçılar miras bırakanın ölümünden yıllar sonra bile bu davayı açabilirler. Yargıtay pek çok kararında bu ilkeyi açıkça vurgulamıştır.

İspat Yükü ve Deliller

İspat yükü davacı mirasçıdadır. Ancak mirasçılar sözleşmenin tarafı olmadıklarından muvazaayı her türlü delille ispat edebilirler; tanık beyanları da buna dahildir. Yargıtay murisin gerçek iradesini belirlemede şu kriterleri birlikte değerlendirir: tapuda gösterilen satış bedeli ile taşınmazın gerçek piyasa değeri arasındaki fark; devralanın bedeli gerçekten ödeyip ödemediği; murisin tüm malvarlığını tek kişiye devredip etmediği; devir sonrasında taşınmazı fiilen kullanmaya devam edip etmediği; yöresel gelenekler çerçevesinde kız çocuklarının dışlanıp dışlanmadığı; aile içi ilişkiler ve mirasçılara gösterilen ayrıcalıklar. Banka kayıtları, değerleme raporları, tanık ifadeleri ve yerel örf-adet araştırmaları delil olarak sunulabilir.

Bakım İlişkisi Savunması

Davalı tarafın en sık başvurduğu savunma, devrin gerçekte bir bağış değil murise yıllarca verilen bakım hizmeti karşılığında yapıldığıdır. Yargıtay bu savunmayı bazı koşullarda kabul etmektedir. Ancak başarıya ulaşması için yalnızca bakımın gerçekleştiğini ispat etmek yetmez. Devredilen malın değeri ile sağlanan bakımın orantılı olması, bakımın olağan aile yükümlülüklerinin ötesinde özel bir özveri içermesi ve diğer mirasçıların haklarını tamamen ortadan kaldırmayan bir denge kurulmuş olması gerekmektedir. Bu ölçütleri karşılamayan durumlarda Yargıtay bakım ilişkisine rağmen işlemi muvazaalı saymaya devam etmektedir.

Davanın Reddedildiği Haller

Her taşınmaz devri otomatik olarak muris muvazaası kapsamında değerlendirilemez. Miras bırakanın mallarını mirasçılar arasında dengeli biçimde paylaştırma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa dava reddedilir. Tapuda gösterilen bedel ile gerçek değer arasında makul bir denge varsa muvazaa iddiası sonuç vermez. Tapusuz taşınmazların bağışlanmasında bu dava yoluna gidilemez; çünkü bu tür taşınmazlarda şekil şartı aranmamaktadır. Vasiyetname gibi ölüme bağlı tek taraflı tasarruflar da muris muvazaasına konu edilemez.

Terditli Talep Stratejisi

Uygulamada deneyimli avukatlar bu davayı terditli olarak kurarlar. Dava dilekçesinde öncelikli ve asli talep olarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil talep edilir. Mahkemenin devri geçerli bir bağış sayma ihtimaline karşı ilk yedek talep olarak TMK m. 669 uyarınca mirasta denkleştirme, bunun da reddedilmesi durumunda son çare olarak saklı payın korunması amacıyla tenkis talep edilir.  

Bu strateji, özellikle taşınmazın sonradan üçüncü bir kişiye devredildiği durumlarda kritik önem taşımaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi kapsamında iyi niyetli üçüncü kişi koruması devreye girebileceğinden aynen iade (tapu iptali) mümkün olmasa bile; ilerlenen kademeye göre (muvazaa bedeli, denkleştirme karşılığı veya tenkis iadesi olarak) taşınmazın güncel rayiç bedelinin tazminatı talep edilir. Böylece taşınmaz fiziken elden çıkmış olsa dahi bedel talepleri müvekkilin hakkını maddi olarak tam bir güvenceye alır.

Güncel Yargıtay Kararları

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 24.04.2018 tarih ve 2015/10389 E., 2018/9419 K. sayılı kararında ise; davacının kız, davalıların oğlan çocukları olduğu, tapuda gösterilen bedel ile gerçek değer arasında yaklaşık 10 kat fark bulunduğu ve yöresel gelenekler gereği oğlan çocuğunun üstün tutulduğu saptanarak muvazaanın varlığı kabul edilmiştir. Bu kararlar mahkemelerin tek bir ölçütle değil tüm olgular birlikte değerlendirilerek karar verdiğini ortaya koymaktadır.

Sonuç

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası, miras hukukunun en teknik alanlarından biridir. Yanlış husumet yöneltilmesi, terditli talep kurulmaması, delil planının zayıf bırakılması ya da yetkisiz mahkemede dava açılması gibi usul hataları telafisi güç kayıplara yol açabilmektedir. Miras bırakanın hayatında yaptığı ve haksız bulduğunuz bir taşınmaz devri varsa zamanaşımına tabi olmayan bu davayı açmak için geç kalmış sayılmazsınız. Doğru delil stratejisi ve doğru hukuki talep kurgusuyla hareket etmek davanın seyrini doğrudan belirlemektedir.


Bu yazı genel bilgi amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Özel durumunuz için lütfen bir avukata danışınız.

Hukuki Danışmanlık Alın

Hukuki durumunuz hakkında bilgi almak için bugün bizimle iletişime geçin.

WhatsApp ile Randevu Al